Uncategorized

Glutatyon nedir ? Hangi besinlerde bulunur?

Antioksidanların zirvesi glutatyon nedir ? ne işe yarar?

 Vücudumuz  glutatyonun hammaddesi olan sistein, glisin ve glutamatı kullanarak kendi glutatyonunu kendi üretmektedir. Doğal üretilen miktar, eğer aşırı bir toksik yük, ağır metal yüklenmesi ve/veya serbest radikal saldırısı yoksa genelde yeterli.
Bedene glutatyon üretimini sağlayan C vitamini, alfa lipoik asit, E vitamini, silimarin, zerdeçal  çinko, selenyum, gibi “antioksidan” maddeleri almak , özellikle sistein zengini besinlerle (lahanagiller, soğan, sarımsak) beslenmek gerekmektedir.

  • Sağlıklı şartlarda vücudumuz kendi glutatyonunu kendi üretebilmektedir.
  • Taze sebze ve meyve tüketimi glutatyon üretimini hızlandırır
  • Yaş ilerledikçe bedenin kendi glutatyon üretimi düşmektedir.
  • Selenyum, C vitamini ve alfa lipoik asit takviyeleri glutatyon üretimini sağlar.
  • Toksik birikim ve serbest radikal yükü arttıkça aktif glutatyon gücümüz azalıyor.
  • Alkol ve sigara glutatyon üretimini azaltmaktadır.
  • Yemeklerden sonra üretimi artmaktadır.

Hangi besinler glutatyon üretimini sağlar ?


 Glutatyon üretimini sağlayan sebzeler :

Sarımsak,Kuşkonmaz,Avokado, Ispanak, Lahana,Pancar,soğan,Zerdeçal,Kakule, Kimyon, Karnabahar,Tarçın ,Ispanak,Maydanoz, Bamya, Havuç, Kavun, Greyfurt, Kabak, Domates, pırasa başlıca glutatyon kaynaklarıdır.

Vücudumuz glutayon üretmiyorsa, glutatyon takviyelerinin damar yolu ya da kas içine uygulamaları ile yapılmaktadır. Ayrıca dikkatli olarak uygulanan lıpozamol, glutatyon preparatlarının da biyoyararlarını %92 ‘lere kadar ulaşabilmektedir.

Devamını Oku...

Gut Hastalığı belirti ve tedavisi:

 Ürik asidin vücuttan atımında sorunlar yaşanmasıyla ürik asit vücutta birikir ve gut hastalığı meydana gelir. Ürik asidin vücutta birikmesi sonucu eklemlerde ağrıya ve şişkinliğe yol açan ani ve şiddetli bir eklem hastalığıdır. İçerisinde fazla miktarda protein barındırdığı için etin fazla tüketimi gut hastalığına neden olabilir. Gut hastalığının asıl sebebi kanda ürik asit oranının fazla olmasıdır. Böbrekler yoluyla süzülüp idrarla dışarı atılan ürik asit dışarı atılamadığında kanda bulunan ürik asit dokuların ve eklemlerin arasına yerleşerek orada birikir ve bir süre sonra eklemlerde iltihaplanmaya sebep olur.

Gut Hastalığı Belirtileri :

  • Ağrı
  • Eklemlerde hassasiyet
  • Ağrı oluşan yerde ısı artışı
  • Hareket kabiliyetindeki kısıtlılık
  • Kızarıklık
  • Ayak baş parmağında şiddetli ağrı

Gut Hastalığı neden olur ?

  • Süt ve süt ürünlerinin aşırı tüketilmesi
  • Yeme alışkanlıklarının çok sağlıksız ve dengesiz olması
  • Deniz ürünlerinin fazla tüketimi
  • Aşırı miktarda protein içeren besinlerin tüketimi (kırmızı et, yumurta)
  • Glukoz-fruktoz içeren besinlerin aşırı tüketimi
  • Böbrek hastalıkları
  • Hipertansiyon tedavisinde veya kemoterapide kullanılan bazı ilaçlar
  • Genetik faktörler

Gut Hastalığı Tedavisi nasıl olmalıdır ?

  • Tedavide öncelikle hastalığa sebep olan faktörler araştırılmalı,.
  • Beslenme yanlışları düzeltilmeli,
  • Proteinli gıdaların yasaklanması gereksizdir. Proteinler vücudun yapı taşı olan elzem besin unsurlarıdır. Hastanın ne kadar proteini korkmadan tüketebileceği bir hekim kontrolünde hesaplanarak belirlenmelidir.   
  • Ürik asidi yükselten ilaçlar kullanılıyorsa bunlar bir hekim kontrolünde yeniden düzenlenmelidir.  
  • Güneşten yeterince faydalanılmalı ve  D vitamini eksikliği  varsa hekim kontrolünde takviye edilmelidir
  • Yeterli ve düzenli bir uyku vücudun hormonal dengesini olumlu olarak etkilemekte ve tedaviye katkı sağlamaktadır.
  • Kliniğimizde  intravenöz (damar içi) C vitamini tedavisini de anti-enflamatuvar etkisinden dolayı Gut hastalığı tedavisinde  başarılı sonuç alınmıştır.
  • Ozon
  • Aromaterapi
Devamını Oku...

Talasemi (Akdeniz anemisi):

Talesemi (Akdeniz anemisi)  genetik geçişli bir hastalıktır. Kalıtım yoluyla anneden veya babadan gelen genlerle çocuğa geçen bir çeşit kan hastalığıdır. Vücutta hemoglobin yapılmaması veya hemoglobinin yetersiz kalması durumunda hastalık, vücutta kendini gösterir.

Hastalığın belirtileri,  kansızlık, solgunluk, halsizlik, çabuk yorulma, gözlerde sarılık,  idrar renginde koyulaşma, dalakta büyüme, yüzdeki kemiklerde belirgin şekilde değişim ve gelişme geriliğidir.  

Ülkemizde en fazla talasemi majör türü görülüyor

Talasemi major (Akdeniz anemisi) ve talasemi minör (Akdeniz anemisi taşıyıcılığı) olarak iki gruba ayrılır.

Talasemi Majör,

 Akdeniz anemisinin en ağır şeklidir ve bütün belirtilerin görüldüğü bir hastalık tipidir. Çocuğun doğduğu günden itibaren hastalığın belirtileri gün geçtikçe artar. Genellikle bebek 3-4 aylık olduğunda başlayan, sürekli kan transfizyonu gerektiren ciddi bir hastalıktır. Bu kişiler yeterince hemoglobin üretemezler ve hastalıları ağır bir şekilde geçer.

Talasemi Minör :

            Kalıtımsal olarak anne ya da babadan geçen bir hastalıktır. Bu hastalık tipi talasemi majöre göre daha hafif seyreder ve bu hastalar normal yaşantılarında oldukça sağlıklıdır. Bu hastalardaki tek sorun kansızlıktır.

Talasemi hastalarının dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir?

  • Vücut direncini güçlendirmek için bol bol C vitamini almalıdır.
  • Kemik kaybı görülebileceğinden kalsiyum alımına özen gösterilmelidir. Örneğin; süt ürünleri çok iyi bir kalsiyum kaynağıdır.,
  • Beslenme düzenlerine dikkat etmesi gerekir. Et, balık gibi besinler düzenli miktarda tüketilmelidir.
  • Demir içeren ve kan seviyesini dengede tutacak besinler tüketmelidir.
  • Glutatyon kaynağı ve alfa lipoik asit içeren gıdalar veya takviyeler kullanmaları uygun olur.
  • Hafif – orta yoğunlukta egzersiz (yürüyüş, bisiklet ,yüzme)

Devamını Oku...

Safra Kesesi Taşı ve tedavisi :

  Safra taşlarının yüzde 75’inin kolesterol taşı olduğunu, pigment ve karışık yapıdaki taşların ise daha düşük oranda görülmektedir.

 Safra kesesi taşının dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu haline gelmiştir.

Safra taşlarının orta yaşlı, beyaz tenli, kilolu ve çok doğum yapmış kadınlarda daha sık görülmektedir.

Safra taşı oluşum sebepleri :

  • Hızlı kilo vermek bazı insanlarda safra kesesi taşı oluşumuna yol açabilmektedir.
  • Alyuvarların parçalanmasıyla giden kan hastalıklarında, karaciğer sirozunda, şeker hastalarında ve safra yollarında doğumsal bir bozukluk olanlarda taş oluşma sıklığı artmıştır.
  • Irk, genetik faktörler, cinsiyet, yaş, şişmanlık, alkol kullanımı, kan yağları yüksekliği, ince bağırsak hastalıkları, diyet, kullanılan bazı ilaçlar (doğum kontrol hapları kullanımı gibi) safra kesesi taşı oluşumunda etkili olabilir.

Safra taşları bulunduğu ortamlarda iltihaplanmaların oluşmasını kolaylaştırır. Hem safra kesesi hem de safra yolu iltihabı ile birliktelikleri yüksek orandadır.

Safra taşları, safra kesesi ve safra yolları kanseri oluşmasında önemli faktörler arasında sayılır. Bazen taşlar safra kesesinde iltihaplanmaya yol açar. Bu dikkatle takip ve tedavisi gereken ciddi bir durumdur. Safra taşları safra yollarına düştüğünde safra kanalıyla pankreas kanalında da tıkanmaya yol açarak pankreas iltihabına sebep olabilir.

Tanı ve tedavi

Safra taşlarının tanısında altın standart batın ultrasonudur. Safra kesesi taşlarının teşhisinde kullanılan en etkin ve ekonomik görüntüleme yöntemi  abdomen( karın) ultrasonografisi yanında safra kesesinin çalışmasını ve safra yollarını inceleyen başka tetkiklerin yapılmasının da gerekmektedir.

Diğer bir yöndetem de Endoskopik olarak safra yollarının röntgen altında incelenmesiyle tanı konulabilmektedir

Safra kesesi taşı tedavisi :  

  • Öncelikle aşırı yağlı gıdalar, yumurta ve yumurtalı gidalar ve kızartmalar yasak.
  • Ursedeoksikolik asit
  • Visseral manuel terapi
  • Tüm bu yöntemler ile sonuç alınmazsa tedavi cerrahidir.
Devamını Oku...

Anti-aging ( yaşlanmayı geciktirmek)

Yaşlanma etkilerini geciktirmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırızdır. Bazı önlemler alarak ya da beslenmemize dikkat ederek ayrıca spor yaparak bu etkilerden kendimizi koruyabiliriz.,

Yaşlanma özellikle ciltte oluşan kırışıklıkların gecikmesinde etkili olan gıdaları tüketerek cildinizin uzun süre daha iyi ve genç görümünü sağlayabiliriz.

Yaşlanmanın gecikmesi için yapılması gerekenler;

  • Posalı gıdalar tüketmek; özellikle meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek.
  • Alkol ve sigardan uzak durmak
  • Antioksidan içeren ve E ile C vitamini bol bulunduran besinleri tüketmek
  • Yağ ve şeker gibi vücudu yoran gıdalardan tüketmemek
  • İşlenmiş gıdaları tüketmemek
  • Hamur işi ve karbonhidratı azaltmak
  • Omega3 içeren balık, ceviz, keten tohumu gibi gıdalar düzenli tüketilmelidir.
  • Yağsız yoğurt, süt ve peynir gibi kalsiyum içeren gıdaların da tüketimi yaşlanmanın önüne geçebilen gıdalardandır.

Ayrıca bazı yiyecekler anti-aging ( yaşlılığa karşı yaşlanmayı engellemek)  etkisi yaparak cildin de yaşlanma etkilerinin gecikmesin de fayda sağlamaktadırlar.

Bu gıdalar ise;

  • Avokado -limon
  • Brokoli
  • Esmer pirinç
  • Mor üzüm
  • Zeytinyağı
  • Ananas
  • Ispanak
  • Kırmızıbiber
  • Kuru baklagiller
  • Kuru erik
  • Havuç
  • Sarımsak
  • Papaya
  • Brokoli
  • Domates
  • Yaban mersini
  • Baharatlar (özellikle sumak, kişniş ve zerdeçal)
  • Düzenli ve kilo başına 35 ml su tüketimi)
  • Cupping (Hacamat)
  • Sistemik ozon terapisi
  • Her gün kesintisiz 7 saat gece uykusu
Devamını Oku...

Karaciğer yağlanması: teşhis ve tedavisi

Diğer bir adıyla hepatik steatoz olan karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde çok fazla yağ depolanması ve birikmesi durumudur. hepatosit denilen karaciğer hücrelerinin %5’inden fazlasında trigliserid depolamasına da karaciğer yağlanması denir.

Karaciğerde çok fazla yağ bulunması, karaciğere zarar verebilecek ve yara dokusu oluşturabilecek şekilde karaciğer iltihabına neden olabilir. Karaciğer yağlanmasının iki türü vardır.

 Çok fazla alkol tüketen bir kişide karaciğer yağlanması geliştiğinde, alkole bağlı karaciğer yağlanması hastalığı (AFLD) olarak bilinir. Alkol kullanmayan ya da çok az alkol kullanan bireylerde gelişen karaciğer yağlanması ise alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması (NAFLD) olarak bilinir. 

Karaciğer Yağlanması Neden Olur?

Karaciğer yağlanması, vücut çok fazla yağ ürettiğinde veya ürettiği yağı yeterince etkili bir şekilde metabolize etmediğinde gelişir. Fazla yağ karaciğer hücrelerinde depolanır ve burada biriken yağ karaciğer hastalığına neden olur.

Alkol almayan veya çok az alkol alan bireylerde karaciğer yağlanması hastalığının nedeni olarak, obezite, kandaki yüksek kan şekeri, insülin direnci ve özellikle trigliseritler olmak üzere yüksek yağ ve kolesterol seviyelerinin rol oynadığı düşünülmektedir.

Bununla birlikte gebelik, hızlı kilo kaybı, Hepatit C, bazı enfeksiyon türleri, çeşitli ilaçların yan etkileri, belirli toksinlere maruz kalınması ve genetik faktörler sayılabilir.

Karaciğer Yağlanması Belirtileri Nelerdir?

karaciğer yağlanması belirtileri arasında karnın sağ üst tarafından şiddetli ağrı veya kişinin aşırı yorgunluk hissetmesiyle gelişen vakalar da mevcuttur. 

Karaciğer Yağlanması Nasıl Teşhis Edilir?

  • Sadece fiziki muayene ile karaciğer iltihaplanması teşhis edilemeyebilir. 
  • Tanıda altın standart karaciğer ultrasonudur.
  • (AST,ALT) testlerinde karaciğer enzimleri kontrol edilir ve buna göre doktorunuz bir tanı koyabilir.

Karaciğer Yağlanması Tedavisi

Günümüzde karaciğer yağlanması hastalığını tedavi etmek için herhangi bir kimyasal ilaç bulunmamaktadır. Ancak birçok vakada, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler karaciğer yağlanmasını tersine çevirebilir. 

Karaciğer yağlanmasının türüne göre doktor tarafından alkol kullanımının sınırlanması, kilo vermek için adım atılması ve beslenme tarzında değişiklik yapılması önerilebilir. Aşırı kalori içermeyen, doymuş ve trans yağların düşük olduğu besin açısından zengin bir diyet ile beslenilmesi gereklidir. Haftanın en az dört günü, günde 30 dakika egzersiz yapılması tavsiye edilir.

Özellikle sistemik ve rektal ozon tedavisi ile son derece yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir. Kimyasal ilaçların yokluğunda fitoterapi iyi bir alternatiftir.  İnsanlar üzerinde yapılan klinik çalışmalarda Meryem ana dikeni, enginar, zerdeçal ve şahtere bitkilerden elde edilen ekstrelerin bu hastalıklardaki yararları kanıtlanmıştır.

Diğer bir tamamlayıcı destek yöntemi uygun vakalarda sistemik ve/veya rectal ozon terapi uygulamalarıdır.

Cuppıng(Tıbbi hacamat) , hücreler ve hücreler arası alanın detoksifikasyonu ve lenfatik sistem üzerine olumlu etkileriyle tedaviye iyi bir yardımcıdır.

Devamını Oku...

Çok yemek yiyorum ama kilo alamıyorum neden ?

Kilo sorunu yalnızca fazla kilolardan kurtulmak olarak anlaşılmamalıdır. Kilo sorunu aslında ideal kiloda olmama problemidir.. Fazla kiloların yanı sıra eksik kilolar da insan bedeni için sorun teşkil etmektedir.

Dünya üzerinde pek çok insan fazla kilolarından kurtulmak isterken kimileri de kilo almaya çalışıp alamamaktadır.. Bu yöntem insan sağlığına büyük oranda zarar vermektedir.  

Zayıflık Sebepleri başlıca:

  • Sindirim sistemi problemleri
  • Hormonal hastalıklar
  • Bağırsak parazitleri
  • Emilim bozuklukları
  • Kanser
  • Tüberküloz
  • Kronik diyare
  • Düzensiz yemek yeme
  • Uzun açlık süresi
  • Kilo alma korkusu
  • Psikolojik bozukluklar
  • İştah kesilmesi
  • Yeme bozuklukları
  • Kullanılan bazı ilaçlar
  • Fazla fiziksel aktivite

. Kilo almayı isteyenlerin bir hekimin kontrolünde ve gerekli tahlillerin yapılarak bir tedavi protokolü ile yapılmalıdır. Kişide  herhangi bir hastalık olmaması halinde kontrollü ve takipli kilo alma süreci başlatılmaktadır.

Kilo almak için yapılması gerekenler :

  • Kahvaltı özellikle yapılmalıdır.
  • Erken saatte yemek yenmesi kilo almayı kolaylaştırır
  • Düzenli  öğünlere uyulmalı
  • Kas dokusunu artırılmalı
  • Protein ve karbonhidrat ağırlıklı beslenilmeli
  • Ara öğünlerde kalorisi yüksek besinlerin tüketilmeli
  • Sıvıların yemek sonrasında içilmeli
  • Baharatlı ve acılı yemekler tüketilmeli
  • Tatlı ve iştahı köreltmeyecek gıdalar yenmeli
  • Fitoterapi : Çemen otu, Zencefil ekstratları ve diğerleri
  • homeopati

Devamını Oku...

Alfa lipoik asit :

Alfa Lipoik Asit Nedir?

alfa lipoik asit veya tioktik asit olarak bilinen lipoik asit , oktanoik asitten türetilen bir bileşiktir. Alfa lipoik asit veya ALA, vücutta kendiliğinden oluşan bir bileşiktir. Enerji üretimi gibi hücresel düzeyde işlevlerde görev almaktadır. İnsan vücudu gereksinim duyulan tüm ALA'yı üretebilir. Buna rağmen yeterli miktarda vücutta olmadığı durumlarda  dışarıdan yiyeceklerle de alımı sağlanmaktadır.

next

Alfa Lipoik Asit Faydaları?

Hayvanlarda ve insanlarda kan şekeri seviyelerini düşürdüğü, diyabete yardımcı olduğu etki sayesinde popüler hale gelmiştir. Yapılan çalışmalarında kan şekeri seviyelerini normal düzeylere düştüğü gösterilmiştir.

Alfa Lipoik Asit İçeren Besinler Nelerdir?

  • Pirinç kepeği
  • Kırmızı etler
  • Brokoli
  • Ispanak
  • Karaciğer, kalp, böbrek vb. gibi organ etleri
  • Patates
  • Domates
  • Brüksel lahanası
  • Yeşil bezelye

Alfa lipoik asit ve anti aging

Alfa lipoik asit oksijen tüketimini arttırır ve alfa lipoik asit tüketiminin yaşlı deneklerde oksijen tüketimini daha iyi arttırmasında yardımcı olmaktadır. klinik I.V , alfa lıpoık asit uygulamaları ile özellikle anti aging ve nöropatilerde harika sonuçlar almaktayız.

Alfa lipoik asitin diğer özellikler

  • Alfa lıpoik asit cildinizi güzelleştir.
  • ALA ayrıca yaşlılıkta görülen bunama (demans) bulgularını azaltır ve ilerleyişi yavaşlatır.
  • Oksidatif stresi önler. Çok güçlü bir antioksidan olması  ve tüm yaşlanma sürecini geciktirmektedir.
  • HbA1c düzeyini azaltmaya yardım eder.  ALA’nın kan şekeri düzenlenmesine yardım etmekte ve diyabete bağlı sinir harslarında düzenleyici rol oynamaktadır.

Devamını Oku...

Ozon tedavisinin kalp damar hastalıklarında önemi :

OZON TEDAVİSİNİN KALP DAMAR HASTALIKLARINDA ÖNEMİ :

     Ozon kanda antioksidan etki, antienflamatuar etki, kanın sulanması ve oksijen taşıma gücünün artması sağlamak için uygulanmaktadır.  Ozonun kırmızı kan hücrelerine (eritrositlere) olan etkisiyle onları daha esnek hale getirmekte ve bir yandan yüksek oksijenlenme diğer yandan dolaşımın rahatlamasını  sağlayarak kanın arzu edilen bölgelere ulaşmasını sağlamaktadır. Kan hücrelerinin oksijenle olan bağının gevşetilmesi oksijenin gereksinme olan dokulara geçişini kolaylaştırmaktadır”

Bacaklardaki atar damarların kısmi tıkanıklarının da ozon eritrositlerin esnekliğini ve dayanıklılığını arttırmaktadır. Bu da oksijenin kılcal damarlar aracılığı ile dokulara ulaşabilmesini sağlamaktadır.

hücre zarlarının yapısal ve fonksiyonel sorunlarının giderilmesi, oksidatif serbest radikallerin işlevleri ve endojen antioksidan sentezi artmaktadır.

Hipertansiyon hastalıklarında ozon mevcut ilaç tedavisine destekleyici olarak  verilmektedir. Lipidler ve kanın oksijenlenmesi üzerine olan ozonun etkileri ile tansiyonu normal sınırlarda tutabilmek için gereken ilaç dozu azalmakta ve hastalar kendilerini çok daha iyi hissetmektedir.

 İskemik Kalp Hastalıkları , geçirilmiş myokard enfarktüsü ozon terapi ile büyük yarar sağlamaktadır. 

aritmi, taşikardi gibi kalp ritm sorunu olan hastalarda ozon lipid düşürücü etkisi yanında elektrolitlerin dengelenmesini sağlamaktadır .

   Çevresel damarların fonksiyonlarını optimize etmesiyle ince damarların işlevleri düzelirken yeni damar oluşumları da sağlanmaktadır. doku beslenmesi bozukluğu nedeniyle amputasyon denilen iyileşmeyen hasta uzuvların kesilmesi gerekliliği kalkmaktadır.

Devamını Oku...

Torbalama Ozon Tedavisi

Bu beyefendi uzun yıllardır tip 2 diyabet(şeker) hastalığı ile mücadele eden bir hasta...Hastalık, maalesef bacak damarlarında da ağır tahribat yapmış, damar tıkanıklığı ve gangrene giden diyabetik ayak infeksiyonu gelişmiş..

Bu süreçte kendisini takip eden hekimlerce gerekli tüm tıbbi önlemler alınmasına ve uygulanmasına rağmen tablo olumsuz bir şekilde ilerlemiş. Hastaya amputasyon (parmak ve ayağın bir kısmının kesilmesi) kararı verilmiş olsa da son bir tıbbi seçenek olarak ozon tedavisi önerilmiş...

Hasta son bir umutla kliniğimize getirildi. Ateşi yüksek ve genel durumu olumsuzdu. Acil bir durum değerlendirmesi yapıp, ne yapacağımızı planladık.Hızlı hareket etmek zorundaydık, aksi takdirde hastamız ayak ve parmaklarını kaybedebilirdi(Şeker hastalığı, tüm hastalıklar arasında en sık amputasyon nedenidir) . Damar doepler ultrason ve yüzeysel doku ultrason ile damar ve yara değerlendirmesini takiben sistemik ve bagging(torbalama) ozon terapi başladık. Hasta kısa zamanda ozon tedavisine yanıt vermeye başladı. Gangrene giden ağır diyabetik yara infeksiyonu kayboldu.

Tekrarlanan damar ultrasonunda damardaki tıkanıklığın yarı yarıya azaldığı rapor edildi . Genel durum düzeldi , ateş düştü 500 lerde giden kan şekeri , olması gereken normal düzeylerine indi. Hastamız kendisini çok zinde ve dinç hissetmeye başladı. Tabi ki biz de bu harika sonuçlarla çok mutlu olduk ve mutluluğumuzu sizlerle paylaşmak istedik.Yaşamın olduğu yerde umut vardır.

Sağlıklı günler dilerim. 😊😊#ozontedavisi#torbalamaozon#damartikanikligi#diyabettip2#dahiliyesamsun

Devamını Oku...