Yazar - Uzm.Dr. Mehmet Emin ERDEM

ROMATOİD ARTRİT: : Romatizmada Doğal Ve Bitkisel Kürler

ROMATOİD ARTRİT: : Romatizmada Doğal Ve Bitkisel Kürler

   Tüm eklemleri etkileyebilen bu kronik iltihabı hastalık, kadınlarda erkeklerden daha sık görülüyor. İstatistiklere göre romatoid artrit teşhisi konan kadın sayısı erkeklerin üç katı.

Bağışıklık Sistemi Eklemlere Saldırırsa

Romatoid artrit, bir otoimmün hastalıktır. Yani hastalık bağışıklık sistemindeki yanlış ve aşırı bir tepkiden kaynaklanır. Normalde vücudu hastalıklardan korumak için tasarlanmış olan bağışıklık sistemi, eklem dokusunu işgalci bir düşman, yabancı bir doku gibi algılar. Böylece eklem dokusuna ve bileşenlerine karşı antikorlar geliştirerek taarruza geçer. Bu yanlış tepkinin neden kaynaklandığı tam olarak bilinmese de romatoid artrit de dâhil olmak üzere tüm romatizmal hastalıklarda belirgin bir artış söz konusu.

Aslında tüm otoimmün hastalıklarda bir patlama olduğunu söylemek yerinde olur. Neden? Çünkü insan nesli tarihin hiçbir döneminde bu kadar çok kimyasala, bu kadar toksik maddeye maruz kalmadı. Devamlı tehdit altında olan bağışıklık sistemi bozulmasın da ne yapsın?

Bu  hastalık, yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyen, ıstıraplı bir sağlık sorunudur. Hastaların, etkilenen eklemleri ağrılı, kızarık ve şiştir. Romatizmal ağrı çekenler, şiddetli eklem ağrıları dışında hareket güçlüğü, sabah sertliği gibi yaşam şartlarını zorlaştıran şikâyetlerden de muzdariptir.

Kimyasal tıp romatizmal ağrıların tedavisinde, uzun süreli kortizon, ağrı kesiciler ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılması taraftarı. Ama tüm bu ‘tedavilerin’ hastalığı iyileştirmek değil sadece belirtilerini baskılamak üstüne kurulu olduğu unutulmamalı.

Üstelik ciddi yan etkileri olan ilaçlar bile sadece kısa süreli rahatlama sağlıyor, bir zaman sonra da ağrı çok daha güçlü bir şekilde geri dönüyor. Romatoid artrit agresif bir hastalıktır. Bir tedavi planı yapılırken, ilaçların romatizmal ağrılara şifa olamadığı, üstelik ciddi yan etkilerine rağmen hastalığın ilerleyişini durdurmakta yetersiz  kaldıkları mutlaka göz önüne alınmalıdır

Romatoid artritin saldırgan doğası ve kimyasal tıbbın gerek hastalığın belirtilerini hafifletmekte gerek ilerlemesini durdurmada yetersiz kalması alternatif tedavilerin daha da önem kazanmasına yol açmıştır.

NE YİYORSAN OSUN! (ÇİN ATASÖZÜ)

Romatizmal hastalıkların artışının altındaki en önemli neden beslenmenin bozulması ve besinlerde kullanılan kimyasal katkı maddeleridir.

Beslenme bozuldukça, yiyecekler katkı maddeleriyle doldukça gıda intoleransı ya da başka bir deyişle gıdalara karşı hassasiyet ciddi bir sorun olmaya başlamıştır. Tüm otoimmün hastalıklarda yapılması gereken ilk ve en önemli şeylerden biri sorunun arkasında bir gıda hassasiyetinin olup olmadığını sorgulamak olmalı. Gıda intoleransı dendiğinde akla ilk gelen, gluten hassasiyetidir. Özellikle genetiğine müdahale edilmiş buğdayda, vücudun baş edemeyeceği kadar çok gluten vardır ve bir romatizma hastasını gluten hassasiyetini göz ardı ederek tedavi etmek mümkün değildir.

Beslenme ve Romatizma

Gluten ve hazır maya hassasiyetini gıda alerjileri ile karıştırmamak lazım. Eğer bir gıdaya alerjiniz varsa, bunu anlamak zor değildir. Çünkü onu yer yemez vücudunuz şiddetli bir tepki verir.

Ancak tıpta ‘intolerans’ dediğimiz hassasiyet gizli gizli seyreden ve zaman içinde vücuda ciddi hasarlar veren bir durumdur.

Kelle Paça Unutuldu, Sağlık Bozuldu

Romatizma hastalığının en önemli nedenlerinden biri yiyeceklerle alınan kollajen miktarının azalmasıdır. Kollajen, bağ dokunun ana maddesidir. Ama maalesef artık ihtiyacımız olan bu önemli maddeden yeteri kadar faydalanamıyoruz. Çünkü kollajen içeren gıdalardan giderek daha az tüketir olduk. Paça, kemik suyu, kemikli et en zengin kaynaklardır.

Hazır Mayayı Hayatınızdan Çıkarın

Hazır maya bağırsak geçirgenliğini bozduğu için gıda intoleransına neden olur. Gıda hassasiyetleri romatizmanın altında yatan en önemli nedendir. Romatizmal hastalıkların tamamında hastada gıda intoleransı varmış gibi değerlendirmek ve buna göre önlem almak son derece önemlidir.

Hazır maya konusunda dikkat edilmesi gereken diğer bir besin ise peynirdir. Peynirlerin çoğunda hazır maya bulunur. Aslında peynir probiyotik zengini harika bir besin kaynağıdır, ama ancak geleneksel usullerle yapılırsa.

Turşunu Kur, Yoğurdunu Mayala, Romatizmadan Korkma

Romatizmal hastalıklardan korunmanın en etkin yolu faydalı bakterilerden, yani probiyotiklerden geçer. Probiyotikleri takviye etmeden, romatizmal hastalıklardan korunabilmek veya bunları tedavi edebilmek mümkün değildir. Çünkü sağlıklı bir bağışıklık sistemi için sağlıklı bir bağırsak florasına sahip olmak gerekir. Diyetinize probiyotik zengini gıdalar ekleyerek sadece romatizmaya değil tüm hastalıklara karşı güçlü bir savunma kalkanı oluşturabilirsiniz. Ev turşusu, ev yoğurdu, mandıra yoğurdu, kefir, sirke, şıra, doğal mayayla yapılmış peynir, çökelek probiyotik zengini gıdalardır. Diyetinize ekleyin

Romatoid Artrit hastalığında kullanılan, tıbbi etkinliği kanıtlanmış bitkiler

 1-Zencefil: Mide bulantısına karşı bilinen en etkili bitki olan zencefil aynı zamanda kuvvetli bir yangı gidericidir de.

2-Meyan kökü: Yangı gidericidir. Ancak 15 günden fasla kullanılmamalıdır.3-Isırgan: Son derece güçlü bir yangı ve ağrı gidericidir.
4- Kuşburnu: Yüksek miktarda C vitamini içeren kuşburnu etkili bir yangı gidericidir.
 
5-Zerdeçal: Kuvvetli yangı giderici olması dışında, karaciğer fonksiyonlarını düzenler ve kan yağlarını düşürür.

6-Tıbbi nane

7-Şeytan pençesi

OZON İLE ROMATOİD ARTRİT TEDAVİSİ

Ozon terapi bağışıklık sistemini düzenleyen bir tedavidir. Bağışıklık sistemini dengelediği için romatizmadaki aşırı bağışıklık sistemi reaksiyonunu normale getirmeye yardımcı olur. Ozon tedavisinin başka bir özelliği de tüm vücuttaki kan dolaşımını, dolayısıyla da oksijen seviyesini yükseltmesidir. Böylece romatizmanın eklemlerde yol açtığı hasarı da tamir eder.

Ozon tedavisinin bir başka yararı romatizmal hastalıklarda sıklıkla görülen duygu-durum bozuklukları, yılgınlık, depresyon, müzmin yorgunluk gibi şikâyetlere karşı ortaya çıkar. Uzun süreli ve çok sayıda ilaç kullanan hastalarda ortaya çıkan böbrek ve karaciğer hasarına karşı ozon tedavisi koruyucu etkiler gösterir.

Devamını Oku...

Probiyotikler ve Prebiyotikler

İnsanlar kendi hücrelerinden sayıca 10 kat fazla (100 trilyon) olan faydalı bağırsak mikroplarıyla (probiyotikler) ortak bir yaşam sürdürmektedir.

Faydalı bağırsak mikropları çeşitli yararlarının yanında, dış ortamdan gelen zehirli maddelerin kana geçmesini engelleyen koruyucu bir tabaka oluştururlar.

Yeterli miktarda alındığında sağlığı olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalara probiyotik denir.

Probiyotik  ve Metchnikoff

1912 Nobel Tıp Ödülünü kazanan Rus bilim adamı Élie Metchnikoff bilim dünyasında probiyotiklerin kaşifi sayılabilir. Metchnikoff yoğurt, kefir ve peynir gibi süt ürünlerinde bulunan asit yapan mikroorganizmaların bağırsaktaki hastalık yapan mikroorganizmaları nötralize ettiğini saptamıştır. Metchnikoff Bulgaristan ve Kafkasya’da yaşayan insanların ederek uzun ömürlü olması probiyotiklerden zengin gıdaların fazla tüketilmesiyle açıklamıştır 

Probiyotiklerin görevleri:

  • Mukozal kaynaklı bağışıklık sistemini güçlendirmek
  • Yiyeceklerin hazmını kolaylaştırmak
  • Besin alerjilerini ve egzemayı önlemek
  • İshali önlemek ve tedavi etmek
  • Vitaminleri (K, biotin, B12, niasin vb.)  sentezlemek
  • Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak, bağırsak geçirgenliğini azaltmak
  • Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engellemek
  • Kronik enflamatuar (iltihaplı) hastalıkların oluşumunu engellemek
  • Yaşlanmayı yavaşlatmak
  • Kanseri önlemek
  • Romatizmal rahatsızlıkların oluşumunu engellemek
  • Yaşlanmayı yavaşlatmak
  • Depresyonu hafifletmek
  • Otizm bulgularını hafifletmek
  • İshali önlemek ve tedavi etmek
  • İdrar yolu iltihaplarını önlemek
  • Mukozal kaynaklı bağışıklık sistemini güçlendirmek
  • Kabızlığı tedavi etmek
  • Böbrek taşlarının (oksalat) oluşumunu azaltmak

Probiyotik nedir?

Probiyotikler; yeterli miktarda olduklarında yaşadıkları vücuda fazlasıyla yararlı olan canlı mikroorganizmalardır. Araştırmalar, özellikle sindirim sistemimizdeki bakteri dengesinin veya dengesizliğinin, genel sağlığımız ve yaşadığımız hastalıklar üzerinde direkt olarak etkisi olduğunu gösteriyor. Yani sindirim sistemimizdeki dost bakteri dengesini korumak, sağlığımız açısından oldukça önemli. İşte probiyotik kavramı, tam da bu noktada devreye giriyor. Çünkü probiyotik mikroorganizmalar, bağırsaktaki bakterileri dengeye sokmaya; doğal olarak da sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı oluyor.

Probiyotik ne işe yarar?

 Yapılan bilimsel araştırmalar, bağırsaklarımızda yaşayan bakteriler olduğunu ve bu mikrofloranın (bağırsaktaki bakteri topluluğu) bizi hastalıklardan korumaya ve hastalıkların gelişmesini önlemeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Konuda yapılan birçok araştırma, probiyotiklerin genel olarak bağırsak sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahip olduğunu; sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye de yardımcı olduğunu gösteriyor.

Probiyotik faydaları

Probiyotik kavramının ne anlama geldiğini ve probiyotiklerin ne işe yaradığını yukarıda detaylıca açıkladık. Şimdi de bizim için asıl önemli konuya gelelim: Probiyotik faydaları… İşte probiyotiklerin sağlığımız üzerindeki bazı bilinen faydaları.

  • Probiyotikler, bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olurlar. Dost bakteri probiyotikler, bağışıklık sistemini destekleyerek vücudumuzdaki dengenin korunmasına ve bu problemlerin önüne geçmeye yardımcı olurlar.
  • Probiyotikler, çeşitli nedenlere bağlı olarak kaybedilen yararlı bakterilerin geri kazanılmasına ve bazı olumsuzluklara neden olabilecek zararlı bakterilerin azalmasına yardımcı olurlar.
  • Probiyotikler, sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olurlar
  • Probiyotikler, bağırsak sağlığını destekleyici etkiye sahiptirler. Sindirim sırasında bağırsağa geçen yiyeceklerin, bağırsaklardan atılmasına yardımcı olarak sindirim sistemini desteklemeye yardımcı olurlar.
  • Bazı probiyotik türlerinin, ruh sağlığı üzerinde de olumlu etkilere sahip olduğu düşünülmektedir. Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalar, mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin yüzde 95’inin bağırsaklarda salgılandığı bilgisini ortaya koydu. Bu da aslında bağırsak sağlığının, zihin sağlığıyla birebir ilişki içinde olabileceğini gösterdi.
Devamını Oku...

Torbalama Ozon Tedavisi

Bu beyefendi uzun yıllardır tip 2 diyabet(şeker) hastalığı ile mücadele eden bir hasta...Hastalık, maalesef bacak damarlarında da ağır tahribat yapmış, damar tıkanıklığı ve gangrene giden diyabetik ayak infeksiyonu gelişmiş..

Bu süreçte kendisini takip eden hekimlerce gerekli tüm tıbbi önlemler alınmasına ve uygulanmasına rağmen tablo olumsuz bir şekilde ilerlemiş. Hastaya amputasyon (parmak ve ayağın bir kısmının kesilmesi) kararı verilmiş olsa da son bir tıbbi seçenek olarak ozon tedavisi önerilmiş...

Hasta son bir umutla kliniğimize getirildi. Ateşi yüksek ve genel durumu olumsuzdu. Acil bir durum değerlendirmesi yapıp, ne yapacağımızı planladık.Hızlı hareket etmek zorundaydık, aksi takdirde hastamız ayak ve parmaklarını kaybedebilirdi(Şeker hastalığı, tüm hastalıklar arasında en sık amputasyon nedenidir) . Damar doepler ultrason ve yüzeysel doku ultrason ile damar ve yara değerlendirmesini takiben sistemik ve bagging(torbalama) ozon terapi başladık. Hasta kısa zamanda ozon tedavisine yanıt vermeye başladı. Gangrene giden ağır diyabetik yara infeksiyonu kayboldu.

Tekrarlanan damar ultrasonunda damardaki tıkanıklığın yarı yarıya azaldığı rapor edildi . Genel durum düzeldi , ateş düştü 500 lerde giden kan şekeri , olması gereken normal düzeylerine indi. Hastamız kendisini çok zinde ve dinç hissetmeye başladı. Tabi ki biz de bu harika sonuçlarla çok mutlu olduk ve mutluluğumuzu sizlerle paylaşmak istedik.Yaşamın olduğu yerde umut vardır.

Sağlıklı günler dilerim. 😊😊#ozontedavisi#torbalamaozon#damartikanikligi#diyabettip2#dahiliyesamsun

Devamını Oku...

Okaliptüs Yağı Faydaları

Son yıllarda hastalarımda ağır metal toksisitesine(arsenik, civa , kurşun, talyumve diğerleri) bağlı semptom ve hastalıklarla (kronik yorgunluk, anemi ve diğer kan hastalıkları, onkolojik problemler, tremor, beyin sisi, Alzheimer tipi bunama, Parkinson hastalığı ve daha birçoğu...) daha sık karşılaşmaya başladım.

Bu tür kronik ağır metal zehirlenmelerinin önemli nedenlerinden biri de sebze ve meyvelerde bulunan tarımsal ilaç kalıntıları...Bugün , zirai ilaç artıklarınin sebze ve meyvelerde oluşturduğu kimyasal bağları çözen ve bu tür gıdaları tüketmeden önce güvenli hale getiren bilimsel bir uygulamayı sizlerle paylaşmak istedim:

Sebze ve meyvelerinizi 1 litre suya 8 damla okaliptus uçucu yağı ilave edip bir kapda 10 dakika bekletin ve sonra güzelce yıkayıp tüketime hazir hale getirin.
Toksinler ve detoks ile daha ayrıntılı bilgi isterseniz YouTube kanalima gidin.
Şifa olması dileğiyle

Devamını Oku...

Biberiye Yağının Faydaları

Yapılan araştırmalarda biberiyenin kokusunun hafızayı güçlendirdiği oraya çıkarılmıştır. İçerdiği çözücü maddeler sinirsel hasarları azaltarak beynin hafıza gücünü artırır. Özellikle stresli bir ortamda çalışanların biberiye yağını bileklerine ya da boyun kısımlarına sürerek rahatlayabilirler.

Devamını Oku...

Diyette ‘Yoyo Etkisi’ Nedir?

Diyette 'Yoyo Etkisi' Nedir? İşte Yoyo Etkisinden Kurtulmanın Yolları

Her gün yeniden diyete başlayıp zayıfladıktan sonra vazgeçenlerden misiniz? O zaman siz de yoyo etkisine maruz kalmış olabilirsiniz. Yapılan her diyet sonrasında hızla verilen kiloların geri alınması “yoyo etkisi” olarak bilinmekte. Zamanla obeziteye sebebiyet verebilen bu durum, metabolizma hızının düşmesine ve kilo vermenin daha da zorlaşmasına yol açabiliyor. Peki, yoyo etkisini azaltmak için neler yapmak, hangi alışkanlıkları kazanmak gerekiyor?

Metabolizma dengesini korumak önem taşıyor 

Sık alıp verilen kilolar sebebiyle metabolizmada yavaşlamalar ve yağ dokusunda artmalar görülüyor. Bu durum bedeni etkilediği kadar, ruhsal sağlığı da etkileyebiliyor. Zayıflama ürünlerini bilinçsizce kullanmak hızlı metabolizmaya ve hızlı kalp ritmine sebep olarak vücutta çeşitli etkilerin görülmesine neden oluyor. Sık sık tuvalete çıkma, kan basıncında yükselme, adet düzensizliği, yoğun terleme ve anksiyete bu etkiler içerisinde yer alıyor. Yoyo etkisinin yaşanmasında büyük rol oynayan bu belirtileri önlemek için kişiye özel hazırlanmış beslenme düzeni ile spor aktivitelerini bir araya getirmek büyük önem taşıyor.

Metabolic Balance programıyla yoyo etkisi bitiyor 

Her besinin yeterli miktarda ve dengeli bir oranda tüketilmesi temeline dayanan Metabolic Balance beslenme ve metabolizma programı sayesinde vücudun glikoz üretmek için kendi proteinlerini yakmasına gerek kalmıyor. Yoyo etkisini ortadan kaldıran bu durum sayesinde gelişebilecek metabolic sendrom hastalıkların da büyük oranda önüne geçmek mümkün. Yalnızca doğal besinler öneren bu beslenme ve metabolizma programi, sağlıklı kilo vermek ya da metabolizma sorunlarını düzenleyerek hayat boyu sağlıklı bir yaşam sürmek isteyenler tarafından sıklıkla tercih ediliyor.

Düzenli, kaliteli bir uyku ve hareketli bir yaşamla birlikte vücuttaki hormon ve enzimlerin düzenli salgılanması temeline dayanan bu beslenme ve metabolizma programı sayesinde yağ yakımı sonucuna ulaşılıyor ve vücudun ihtiyacına uygun bir sistem olduğundan yeni kilo ile sağlıklı bir yaşamın kapıları da aralanıyor.

Dengeli bir metabolizma için 8 mucize kural 

1. Her gün 3 öğün yemek yenilmelidir.

2. Öğünler arasında en az 5 saat süre bulunmalıdır.

3. Her öğünün 1 saatten uzun sürmemesi gerekiyor.

4. Her öğüne mutlaka programdan belirtilen protein porsiyonundan alınacak bir yada iki lokma ile başlanmalıdır.

5. Her öğünde tek bir protein tüketilmeli ve bir öğünde yenen protein başka öğünde tüketilmemelidir.

6. Son beslenme öğünü en geç saat 21:00'da bitirilmelidir.

7. Günlük belirlenmiş su miktarı bütün güne yayılarak içilmelidir. (Kilo başına 35 ml)

8. Mutlaka günde 1 elma yenilmelidir

Devamını Oku...

Sarımsak Nasıl Tüketmeliyiz ?

“SARIMSAK”
Bilimsel araştırmalarda sarımsağın KAN ŞEKERİNİ kısa sürede düşürücü özelliği birçok çalışmada kanıtlanmıştır.

Peki NASIL TÜKETMELİYİZ?
-Etkili olduğu bileşeni “allisin”
Sarımsakta doğrudan bulunmuyor sadece sarımsağı ezince ortaya çıkıyor. Bu yüzden yemeklerimizde, salatalarda veya yoğurtta ezilmiş şekilde kullanmak kan şekeri açısından daha faydalı. .
Ancak tabiki Tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünde tek başına yeterli değil!! Doktorunuzun önerdiği ilaçlar ile birlikte kullanılması ile daha belirgin sonuç alınabilir!!

Devamını Oku...
gribe iyi gelen zencefil bal

Gribe İyi Gelen Zencefil, Bal Karışımı

GRİBE EN İYİ GELEN
Doğal Karışım
ZENCEFİL+BAL

Gribi Kovacak Muhteşem İkili: Bal ve Zencefil

Güçlerini sizi o yataktan kaldırmak için birleştiren bu güzelliklerin karışımını hazırlamak da oldukça pratik. Bizim gönlümüz tazecik zencefilleri kullanmanızdan yana. Toz zencefil ayrı şahane fakat kendinizi daha hızlı toparlamanıza taze zencefil daha fazla yardımcı olacaktır.

Yaklaşık 1 su bardağı kadar balı, 1,5 yemek kaşığı kadar toz zencefil ve yine 1/2 adet limonun suyu ile karıştırarak şahane bir karışım hazırlayabilirsiniz. Bu karışım öksürükten eser bırakmayacak kadar güçlü.

Mutlaka bir sıvıyla tüketin. Maksimum bir yemek kaşığı kadarlık bir kısmını sıcak su, bir bitki çayı, sıcak süt ya da en güzeli limonlu su ile karıştırarak tüketin. Artık sizi tamamen toparlayacak, eskisinden bile daha dinç hissettirecek şeyin ne olduğunu biliyorsunuz. Tabii bunların yanında düzenli beslenmek, iyi uyumak ve kendini çok yormamak da büyük önem taşıyor.

Devamını Oku...

NANE YAĞI


• Mide ağrılarını azaltır.
• Ağız kokusunu giderir.
• Zihni geliştirir.
• Odaklanmayı ve konsantre olmayı arttırır.
•Sindirim sistemini rahatlatarak hazımsızlığı önler.
•Enerji verir.
•Baş ağrılarına iyi gelir.
•Antimikrobiyal özelliği vardır.
•Ciltteki kaşıntıları azaltır.
•Stres, depresyon ve kaygıyı azaltır.
•Bağışıklık sistemini güçlendirir.
•Kan dolaşımını arttırır.

Devamını Oku...

Diyabete Yardımcı Bitkisel Çözümler

Diyabet tedavisinde mevcut konvansiyonel ilaçlar ve insülin tedavisine yardımcı bitkisel çözümler de var.
Bunlar hakkında yapılan klinik çalışmalar gösteriyor ki, aralarında en etkililerinden bir tanesi de tarçın.

Tarçın ağacı (Cinnamomum Zeylanicum ꞊ Seylan Tarçını ve Cinnamomum Chinacu ꞊ Çin Tarçını ) →Kabukları ve uçucu yağının hipoglisemik(kan şekeri düşürücü) etkisi var. Tarçın hücrelere girişte insülin etkisini arttırıp, kan şekerinin düşmesine yardımcı oluyor.
Yani insülin direnci azaltıyor.

Modern tıbbi tedaviye yardımcı olarak kan şekeri ragülasyonuna(düzenlenmesine)katkıda bulunuyor.

Devamını Oku...